Dünyada bir çok gelişmiş ülke kanserin bir mikrop oldugunu kabul etmiştir. Dolayısıyla kanserin ümmünolojik sistemi hastalığı oldugu kaçınılmazdır.
En basit yapılı canlılarda bile kendinden olanı tanıma, yabancıyı ayırdedebilme özelliği mevcuttur. Evrimsel açıdan en gelişmiş canlı olan insan kendi yapısına yabancı olan maddeleri (antijenleri) tanıyabilme ve onlarla baş edebilme özelliklerine sahiptir. Bu sayede mikroplar başta olmak üzere yabancı ve zararlı olabilecek maddelere karşı kendisini savunur. Genelde antijen olarak tanımladığımız bu maddelerin organizmaya girmesi ile başlayan ve birbiri ile ilişkili bir çok biyolojik reaksiyonun meydana geldiği bağışık yanıt olayında, bir çok sistem, organ ve hücre görev alır. Bağışıklık olaylarında rolü olan organ ve hücrelere bağışıklık sistemi immün sistem adı verilir. Bu bağışıklık olaylarında en büyük rolü üstlenen organ da karaciğerdir.
Kanserin nedenini araştırmaya başladığınızda tam olarak bilinmediği ibareleriyle karşılaşılmaktadır. Bakınız. Oysa nedeni bilinmeyen herhangi bir hastalığın tedavisi mümkün değildir. Bakınız. Günümüzde genetik yapısı (tohum) ile oynanmış hormonlu sebze ve meyvelerin tüketimi, kozmetik ve temizlikte kullanılan kimyasallar (parfüm, deterjan, şampuan vb.) ve modernleşme ile birlikte gelen sanayileşme (fabrika, egzoz) gibi faktörler ile antijen (yabancı) maddelerin gelişmiş organizma olan insan bedenine girmesi kacınılmazdır. insan bedenine giren bir çok yabancı madde, (antijen) bağışıklık sistemi tarafından yok edilir. Kansere yol açan risk faktörlerine yoğun maruz kalan insan bedeninin bağışıklık sistemi çöker.
Antijen olan Kanser mikroplarının insan bedeninde tahrip ettigi ilk nokta genetik hasara sebebiyet vermekte ve hücresel döngüyü şaşırtmaktadır. Bu şekilde bir sistem degişikliği oluşmaktadır. Bozulan sistem yalnızca karaciğer tarafından üretilen asitler sayesinde düzeltilebilinir. Genetik kalıtsallıga dönüşebilme olasılığıda çok yüksektir. Genetik hasar ve genetik kusurun tedavisi insan bedenin moleküler yapısında DNA, organik asitler ve amino asitler zinciri üretimi ile mümkündür.
Tüm immün hastalıkların tedavisi gerçek anlamda nasıl tedavi ediliyorsa kanser tedavisine de aynı şekilde yaklaşılmaktadır. Karaciğer üzerinden yapılacak organik asit destekli tedaviler en iyi sonucu vermektedir.